Bugun...
SON DAKİKA

Balıklar ve Biz

 Tarih: 08-12-2023 08:05:00
AYŞEİ YASEMİN YÜKSEL

Eğer hamurumuz akıl, mayamız etik değilse dalgalarca kayalara fırlatıldıktan sonra denize dönemeyip, kokuşmaya başlamış balıktan ne farkımız kalır? Hani suda yaşayıp da suda olduklarının farkında olmayan, sığ sularda yüzen türlerinin balinalarla boy ölçüşmeye kalkıştığı, tatlı su balıklarının girseler yanacakları tuzlu sulardakilere kafa tuttuğu, hafızalarını dilimize doladığımız, başlarından kokan şu balıklar!

 

Yaşta değil başta olduğunu bildiğimiz aklın evi, kafadır. Her kafa akla yuva olamıyor ama. Hinliğe, cinliğe ev olduklarında atılacak her adım kuşkusuz çıkar hesaplıdır. Sırf kendi çıkarını gözeten başlar süt ile yıkanmamıştır. Sütleğenin sütü de beyazdır; ama zehirlidir. Şu sıralar akılları sütleğen sütü ile yıkananlar arttıkça artıyor her yanda.

 

Küfe dolusu elmayı çürüten o tek elmaya benzeyen biri, kayık küreği bile çekemeyecek iken tutup da gemici kesilirse her seferde bir gemi batacak, her defasında bir gemi enkazı bir yerlerde çürümeye yüz tutacaktır. Dümendeki akıl olmayınca gemiler ne yapsın?

 

Baş, düşünen, yürek, hissedendir. İnsan binasında en temiz tutulması gereken odalar onlardır. Temiz tutulmayan her şey kirlenir. Çürür. İnsandaki kokuşma, değerlerin çürümesi olunca insan da balıklar gibi başından kokmaya başlıyor. 

 

Kemiği olmayan dillerin söyledikleri yapılanlar ile eşleşip, örtüşmezse aynadaki görüntümüz ile ters düşmek kaçınılmaz olur. Ne kadar kalıplı gözüksek de kalıbımızın adamı olup olmadığımızı sözler değil, ortaya koyduğumuz işler gösterir çünkü. Kalıp büyük geldiğinde onu kendimize uydurmak eşiği aşılmaya görsün bir kez! Etik basamakları üçer beşer inilmekte demektir bu!

 

Baştan kokma konusunda balıklar ile yarışa tutuşmuş haldeyiz sanki şimdilerde. En doğru olanla değil de zehirli düşünceler, sapkın anlayışlar, doymak bilmez açgözlülük ile beslenen başlar kötü koku salmasın da ne yapsın? Öyle ya, içerde ne varsa dışa da o yansıyacak haliyle. İçinde en kötü koku olan şişenin kapağı açılınca dışarıya lavanta kokusu yayılmaz elbette.

 

Değerleri değersizleştiren, dar mı dar açılı bulanık dünyasında en değerli kavramlardan, sanattan spora her şeyi yozlaştırdığı yetmezmiş gibi güzelliği bile işine geldiğince kullanabilen başlar, baş yakar. Başımızın dışı kadar içi de bakımlı, temiz olmadıkça sonuç kötü kokudur. Baştan kokan balıklardan tek fark buradaki kokunun capcanlı kafaların bataklığa dönüşmüş yaklaşımlarından, anlayışlarından, düşüncelerinden yayılıyor olmasıdır.

 

Sağlam kafanın harcı etik ile atılandır tek. Ölçüden tartıya, ağızdan çıkandan elden çıkana etik olmazsa ruh çürür. Bu, ruhun balıklar gibi karaya vuruşudur ki kendini koruyan tuzlu sudan dışarı çıkan her balık ille kokacaktır. İnsan da bozulmadan düzgün kalmasını sağlayan tuz olan değerleri, berrak sulardan ilkesizlik karasına savurtursa yiyeceği vurgun kokuşma ve kokutmadır.

  Bu yazı 743 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI