Gaziantep escort Denizli escort Adana escort Hatay escort Aydın escort İzmir escort Ankara escort Antalya escort Bursa escort İstanbul escort Kocaeli escort Konya escort Muğla escort Malatya escort Kayseri escort Mersin escort Samsun escort Sinop escort Tekirdağ escort Eskişehir escort Yalova escort Rize escort Amasya escort Balıkesir escort Çanakkale escort Bolu escort Erzincan escort Şırnak escort Van escort Yozgat escort Zonguldak escort Afyon escort Adıyaman escort Bilecik escort Aksaray escort Ağrı escort Bitlis escort Siirt escort Çorum escort Burdur escort Diyarbakır escort Edirne escort Düzce escort Erzurum escort Kırklareli escort Giresun escort Kilis escort Kars escort Karabük escort Kırıkkale escort Mardin escort Kırşehir escort Maraş escort Manisa escort Muş escort Kastamonu escort Ordu escort Nevşehir escort Sakarya escort Osmaniye escort Şanlıurfa escort Sivas escort Trabzon escort Tokat escort Ardahan escort Bartın escort Karaman escort Batman escort Bayburt escort Bingöl escort Elazığ escort Gümüşhane escort Hakkari escort Isparta escort Uşak escort Iğdır escort
Manavgat escort Alanya escort çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort Kastamonu escort Kemer escort Kırklareli escort Aksaray escort Burdur escort Adıyaman escort
1xbetm.info hipas.info wiibet.com mariobet giriş restbetcdn.com
Bugun...

HER YENİ OKUMA YENİ KAPILAR ARALAR

 Tarih: 05-11-2021 08:39:00
Fikri Çalışkan
Yıllar önce okuduğum Ecinniler’i (Fyodor Mimayloviç Dostoyevski) okuyorum. Yer yer, hatta çoğu kez, sanki yeni okuyormuşum gibi bir duyguya kaptırıyorum. İnsanın duygu ve düşüncelerinin, bu bağlamda algı ve değerlendirmelerinin, hep olduğu gibi, zamanla nasıl değiştiğini biraz da hayret ederek, bir kez daha gördüm. İyi ki değişim var. Var da, bildiklerimiz, düşündüklerimizle kalmıyor, hep yeni şeyler öğreniyoruz. Elbette ileriye doğru olanı, yaratıcı, üretici olanı, geliştiricisi, zenginliğe zenginlik katanı, sözünü ettiğimiz değişim.
Romandan değişik notlar kaydettim. Bunlardan biri KORKU üstüneydi.
“Roman kahramanı Nikolay Vsevolodoviç’i, geçmiş zaman kahramanları’ndan L-n denilen dekabriste (Çarlık Rusya'da şair Alexandr Puşkin'in de katıldığı devrimci harekete mensup kişi) benzetir. (L-n ile ilgili aşağıda bazı açıklamalara yer vereceğim.)
Nikolay’ı da tıpkı dekabristler gibi “tehlikeyi seven, tehlikeden haz duyan tehlikesiz duramayan” bir karakter olarak görür.
Sözünü ettiği bu kahramanlarla ilgili
Onunla birlikte NEFRET (öfke.)
İkisi bağlamında da KORKUYU YENME. Bunun hazzı.
Sayfa 256’da, “onlara çekici gelen, hiç kuşkusuz korkularını yenmekten duydukları HAZ’dı.
Daha ilerde (sayfa 261) “düşmanınızdan korkuyorsanız, bu korku, ona olan nefretinizi de yok eder” diye ekliyor.
Bu L-n “Sibirya’da üzerinde tek bir bıçakla ayı avlamaya gider” miş. “Sibirya’ya sürgüne de yollanmış birisi”ymiş. Sürgünden önce bir süre “açlıkla boğuşmuş ve sırf zengin babasının haksız isteklerine boyun eğmemek için en zorlu, en kaba işlerde çalışarak ekmeğini kazanmış. Demek ki çok yönlü bir mücadele anlayışı varmış: O güçlü, dayanıklı kişilik, bir tek ayılarla boğuşarak ya da düellolarla oluşmamış.”
Bu değerlendirmelerden sonra, o büyük romancı Dostoyevski, o dahi, sözü, üstünde durmak istediği asıl soruna getirir. Dediklerine bakalım mı?
“Ama o günlerden bu yana çok zaman geçti; günümüzün kişiliği çatlamış, sinirleri perişan, nevrotik insanı, o geçmiş güzel zamanların durdukları yerde duramayan insanlarının peşinden koştuğu, insanın ayaklarını yerden kesen o doğrudan, eksiksiz duyguların ihtiyacını bile duymuyor.”
İnsan bu iki zaman diliminden hangisinde yaşamak ister ki! Ben iki insan tipini biliyorum. Onlarla iç içe aynı dönemde yaşadım, yaşamaya devam ediyorum. Sorun kendinize. Birinde kişiliği çatlamış olanlar, diğerinde ise, “korkuyu yenmenin hazzını tatmış kaya gibi bir kişilik. Birinin ayağına taş değmez; öbürünün kafasında yarılmadık yer bulamazsın. Evet sorun kendinize, ben hangi gruptayım, hangisinde olmalıyım diye sorgulayın. Bu aynı zamanda Muhasebe işi, zararın önüne geçme işlemidir. Zordur, zor olduğu için gereklidir; zaten de gerekli olduğu için zordur. yaşadığınız hayatı sorgulamak olur. Bu da ömrümüzün boşa geçip geçmediğinin muhasebesidir.
 
 
  Bu yazı 149 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI