Bugun...
SON DAKİKA

''ELALEM ÇETESİ''

 Tarih: 25-07-2021 12:49:00
Servet Çolak

Tünaydın Can-Canlarım;

 

 

Biliyor musunuz, insanlar bazen gençlerden çok şey öğreniyor. Evvela dinliyorsunuz, sonra bir düşünceye dalıyorsunuz, ne kadar da haklılar, biz gençliğimizde bunları bilemedik diyorsunuz. Ya da, yetiştirilme tarzımız ve jenerasyon bunu gerektirmişti diyerek kendimizi adeta aklıyoruz. Sizi bilemem ama ben bunu çok yaşar oldum. Allah ziyaretini eksik etmeyen gençlerden razı olsun. Onlarla sohbet etmek, kendi yetiştirildikleri yöntemin arı ve eksilerini tartışmak o kadar keyifli ki, çoğu zaman da kendi içimizdeki sıkışıp kalmışları beraat ettiriyorlar, sağ olsunlar, var olsunlar.

 

 

Dün akşam çocuklarımın arkadaşı, çok sevdiğim bir güzel kızımız misafirimiz oldu. Karşılıklı sohbetler, eski zamanlar, onları eğitme, yönlendirme usulleri ve gerçekler, farkında olmadan veya etki altında kalarak yapılan hatalar adeta masaya kondu, çekiştirildi.

 

 

Bu arada onlardan çok güzel, güzel olduğu kadar da manalı, esprili bir lakap öğrendim. ''ELALEM ÇETESİ''! Duyanınız vardır elbet ama ben ilk defa milli oldum, çok hoşuma gitti, her şey aklıma gelirdi de bu nasıl aklıma düşmedi diye de kendimi sorguladım vallahi.

 

 

Hepimizin bir yetiştiriliş tarzı vardır muhakkak. Kimilerimiz, kapalı çevre aile terbiyesiyle yetişir, kimilerimiz, daha modern bakış açısı olan ebeveynlerin etkisindedir, kimilerimiz de 'rol model' olmak için itinayla eğitildik. Etraf, yani ''El alem'', baskısı bir hayli etkiliydi bizim jenerasyonumuzda, hoş bizden sonrakilerde de boşa çıkmamıştı bu baskı ama hayat ve yaşam şartlarına endeksli bir az daha hoş görü kaldırırdı gibime geliyor. Mesela, ben her zaman söylerim, benim çok rahat bir genç kızlık dönemi geçirmemde en büyük etken kardeş gibi büyüdüğümüz bir iki yaş büyüğüm Umur ve Timur Simsaroğlu kardeşlerdi. Maalesef, Timur kardeşimizi, iki gün evvel toprağa verdik, ruhu daima anılarımızla, bizlerle kalacaktır. Sonra aynı görgü ve terbiyeyi almış ahbap çocuklarıydı ekseri kafa dengimiz. Ama evden her çıkışımızda, 'kim olduğunu, kimin çocuğu olduğunu unutma' tembihleriyle uğurlanırdık. Eve döndüğümüzde de ebeveynlerimiz beklerlerdi bizi, kısa bir hoşbeş için, maksat muhabbet değildi elbet, eve nasıl döndüğümüzün bir kontrol şekliydi. Beni daima rahmetli babam beklerdi. Yatak odasından kısa bir öksürük, bu uyanığım işaretiydi. Sonra yanıma gelir, haydi bir az sohbet edelim uykum kaçtı diyerek bir sigara yakardı. Sualler başlardı, ''iyi eğlendiniz mi, etrafta tanıdıklar var mıydı?'' kabilinden. Maksat, evden çıktığım gibi döndüm mü, onun gizli ama aşikar kontrolüydü. Yani işte burada gençlerin bahsettiği ''ELALEM ÇETESİ''nin etkilerini görüyorsunuz. Uygunsuz davranışlarda bulunduysak, elalem nasıl karşılardı, ardımızdan bize ama ailelerimizi hedef alan uzatmalı çekiştirmeler gelir miydi, itibarımız örselenmiş miydi, falan filan uzat uzata bildiğin kadar.

 

 

Çok önemliydi bu ''ELALEM ÇETESİ''nin yargıları ve infazları. Çok paşa efendi, terbiyeli çocuk, veya aman ne kadar hanım hanımcık bir saygılı ve iyi aile terbiyesi almış bir genç kız'' dedirtebilmek çok önemliydi, geçiş vizesi ve daimi serbestlik için. Geniş ama birbirini tanıyan toplumlarda büyüdük. Hal ve hareketlerimiz hep göz önündeydi. Bizler de, hem kendimize hem de ailelerimize kötü söz gelmesin diye hep ölçülü hareket ettik. Bu gün düşünüyorum da, acaba ''ELALEM ÇETESİ''nin baskısı olmasaydı, olduğumdan daha başka türlü hareket edip, daha fazla deneyim kazanmak istemez miydim, genç yaşımda? Hep olgunluk zamanına mı denk gelecekti ''Keşke, ah keşkeler!''...Haydi bakalım şimdi de sizler düşünün gari biraz.....

 

  Bu yazı 810 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI