Manavgat escort Alanya escort çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort Kastamonu escort Kemer escort Kırklareli escort Aksaray escort Burdur escort Adıyaman escort
1xbetm.info hipas.info wiibet.com mariobet giriş restbetcdn.com
Bugun...
SON DAKİKA

ANAHTARI YÜREĞİNDE

 Tarih: 18-09-2021 15:21:00
Yaşar Eyice

*- HİÇBİR ŞEY!

 

Bir Şaman öğretisi şöyle der:

Doğada hiç bir şey kendisi için yaşamaz.

Nehirler kendi suyunu içmez.

Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez.

Güneş kendisi için ısıtmaz.

Ay kendisi için parlamaz.

Çiçekler kendileri için kokmaz.

Toprak kendisi için doğurmaz.

Rüzgâr kendisi için esmez.

Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.

Doğanın anayasasında ilk madde şudur:

‘Her şey birbiri için yaşar.

Birbiri için yaşamak doğanın kanunudur.’

 

*-  SENİN ELİNDE

 

Umut yoksa zindan, varsa meydan!

Yeter ki ara…

Şeytan da sensin Melek de,

Savcı da sensin hâkim de.

Yalan da sensin gerçek de,

Seçmek sadece senin elinde,

Anahtarsa yüreğinde…

 

*- PARADİGMA

 

Önemli bir toplantıda cep telefonuyla bağıra bağıra konuşan bir kişi garibinize gidiyorsa, paradigmanızı değiştirmeden onu değerlendirdiğiniz için, siz yanılıyorsunuzdur.

Örneğin; trende giderken, bir baba, 3 evladıyla oturup, sürekli ağlayan çocuklarına hiç, susun, demeden yolculuğa devam ettiğinde; siz ona ‘ne gamsız adam!’, diyebilirsiniz.

Ama sorsanız, belki de onlar hastaneden geliyorlardır ve bir saat önce çocukların anneleri ölmüştür ve eve dönüyorlardır.

 

*- İYİ Kİ YAPMADI!

 

Prof.Covey’in konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş ve ‘oğlumu küçümsüyorlar!’ diyerek çok üzülmüş.

Yemek molasında oğluna, ‘şunların kafasına çantamı indiresim geliyor!’, demiş.

Oğlu; ‘Anne o adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme yok, mecburen tercümanı yanına oturttuk’ demiş.

 

*- SONRA UTANDI

 

Havaalanında aktarma yapmak isteyen yaşlı bir hanım, uçağının 2 saat gecikmeli olduğunu öğrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmiş.

Yanındaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu bırakarak, okumaya dalmış.

Bir ara bakmış ki, yanındaki koltuğu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açıyor ve yemeye başlıyor.

Kurabiyelerin kendisine ait olduğunu hissettirmek isteyen kadın, adama dik dik bakmış.

Hatta canı o an istemediği halde, kutudan bir kurabiyeyi ağzına atmış. ‘Her halde kurabiyelerin sahibinin kim olduğunu artık anlamıştır!’ diye düşünürken, adam bir tane daha ağzına atmaz mı?

Hemen kadın da bir tane daha atmış ve bir yarışma başlamış, adam bir tane, kadın bir tane.

Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmış, adam onu hızlıca kaparak ortadan bölmüş ve gülerek kadına ikram etmiş.

O sırada, kadının uçağının alana indiği anonsu duyulmuş ve işlemler için kadın bankoya gitmiş.

Pasaportunu çıkartmak için çantasını açtığında, ne görsün; kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış olarak çantasında durmuyor mu?

Meğer, bunca zamandır adamın kurabiyesini yiyormuş.

Tabii çok utanmış ama artık iş işten çoktan geçmiş.

 

*- FARKLI BAKIŞ

 

Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmuyor.

Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz.

Covey bu örnekleri; ‘aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı belirler’ diye özetliyor.

Buradan yola çıkarak çözemediğimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritası) değiştirmenin gereğini vurguluyor ve Einstein’in bir sözünü anımsatıyor:

Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.

 

*- FARKLI YAKLAŞIM

 

Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, ‘sorunların içinde kaybolmak’ yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu aşma şansını da yakalıyorlar.

Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?

 

*- HAREKET ALANI

 

Çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar konusunda paradigma değiştirmenin önemi çok büyüktür.

Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır.

Başımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır…

 

*- IŞIK AZALDI

 

Ne demişler:

‘Dağlar ne kadar yüksek olursa olsun, güneşin doğuşu engellenemez.’

Son zamanlardaki siyasi gelişmelerden görülüyor:

‘Ampul artık daha az ışık veriyor.’

Kentte ne dert varsa, köyde de, kırsalda da kısaca her yerde o dertler var.

İşsizlik var, yoksulluk var, geçim sıkıntısı var.

Çevre kirliliği var.

Esnaf kepenk kapatıyor.

Her 4 kişiden biri icralık olmuş.

Hepimiz soruyoruz

Peki, bu sorunları kim çözecek?

Tabii ki her zaman söylüyoruz:

‘Bu sorunları çözecek olan siyasetçilerdir, milletvekilleridir.’

Hikayeleri ünlü kıdemli usta Kaya Çelikkanat’ın da diyeceği gibi; Bir ülke düşünün ki; yangın çıkmış, sel olmuş, sınırları yolgeçen hanına dönmüş.

Ülke kaos içinde, millet endişe içinde yaşıyor.

Meclis ne yapıyor?

Meclis tatil yapıyor.

Böyle şey olur mu?

Bu millet sizi bunun için mi seçti?

Türkiye’nin ihtiyacı para, pul değildir.

Güçlü Türkiye’nin ihtiyacı; vicdanlı siyasetçi, vicdanlı yöneticidir.

Çünkü;

Ülke kaynaklarının kime ve nereye harcanacağı bütçeden çok vicdan meselesidir.

Vicdanlıysanız; emekçiden, emekliden, üreticiden, esnaftan, sanatkardan yana olursunuz…

Vicdansızsanız 80 milyonun hakkını yersiniz…

Sonra da televizyonlara, gazetelere yani medyaya konu olursunuz…

Sözleriniz dikkate alınmaz…

Ne derseniz deyin inandıramazsınız oy verenleri…

Biz diyor ve istiyoruz:

Tercihi işsizlerden, yoksullardan yana olan tabii ki kadınlara önemli değeri veren her zaman kazanır.

Ay sonunu getiremeyen emeklilerden, emekçilerden, kadınlardan yana olan kazanır…

Sokaktaki vatandaşın dediği gibi;

Atı alan Üsküdar’ı geçer de, vatandaşın ahını alan Sıratı geçer mi?

Bunu ben dahil herhalde hiç kimse bilmiyordur…

Umarım bundan böyle, aynı şeyleri yazmayız, tekrarlamayız…

A’dan Z’ye herkes aklını başına alır da, hepimiz huzuru buluruz.

Okullar açılıyor, kış geliyor, millet kara kara düşünüyor.

İşte buna çare bulmanın zamanı geldi ve geçiyor…

Yani topu ayakta tutmak işe yaramıyor…

Yoksulluğa, işsizliğe, haksızlığa razı olamayız…

Bu böyle bilinmeli…

Yoksulluk kader değildir.

İşsizlik de senin benim suçum değildir…

 

*-

  Bu yazı 846 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI