Bugun...
SON DAKİKA

ŞAKA DEĞİL, GERÇEK

 Tarih: 19-11-2023 08:52:00
YAŞAR EYİCE

*- ‘KALEYİ GÖSTER, KALEYİ!’

 

Şemsettin Ağabey TRT’nin ilk şef kameramanlarından…

Başkent’te sanat okulunda okurken kursa katılmış ve TRT’nin bünyesine katılmış.

O zamanları anımsıyorum.

PTT’de Genel Müdür Yardımcısı, Y.Bilgisayar Mühendisi Ergun Orçun idi…

Amerika’da tahsil gören, İzmir Bornovalı Ergun Orçun ağabey, aynı zamanda NATO’da ve Türkiye’nin teknik heyetlerine başkanlık yapıyordu.

Daha televizyon yayınları başlamadan, nasıl Mustafa Kemal Atatürk yurdu demir ağlarla örmüşse, Ergun Bey de, onun izinde Türkiye’yi data ağları ile örmüştü.

Kendisiyle Başkentte görüştüğümde, ‘İstenildiği an Türkiye televizyon yayınlarına başlar!’ demişti.

Başladı da…

Ama siyah- beyaz idi görüntüler…

Yine bir gün sormuştum, ‘Renkli Yunan kanallarını Ege Sahil kentleri izliyor. Biz ne zaman renkliye geçeceğiz?’ diye…

‘İstenildiği an!’ demişti…

Bu konuda uzun bilgi vermişti…

Demek ki, yaklaşık 50 yıl geride kalmış…

Bir gün 1968’de İTÜ’nün istanbul’da başlattığı televizyon yayınlarından başlar, TRT’inin haftanın üç gün, belli saatlerde banttan yaptığı yayınları ve yurt dışından yayın yapan ilk özel televizyonumuz Magic Box’a kadar olan süreci anlatırım.

İşte ilk kameramanlarımızdan Şemsettin Ağabey, Ankara 19 Mayıs Stadyumunda yapılan Fenerbahçe- Ankaragücü maçında görevli iken, Başkent takımı ilk golü atar.

Yönetmen, telsiz kulaklık ile ‘Kaleyi göster!... Kaleyi göster!...’ komutunu verir…

O da ne?

Ekranda, Fenerbahçe Kalecisi Yavuz da, ağlarla bulaşan top da yoktur…

Şef kameraman Ankara Kalesini ekrana yansıtmıştır.

Yönetmen bir yandan saçını başını yolarken, diğer yandan mikrofondan bağırmaktadır;

‘Ankara kalesini değil, Fenerbahçe kalesini… ‘ diye…

Birkaç yıl önce tavla oynarken, kendisine bu olayı anımsattım…

‘O ben değildim, Kameraman Oğuz idi!’ diyerek kendini savundu…

Ama olay gerçek…

Ha o, ha bu!

TRT naklen yayında, gol atılan kaleyi değil, Ankara Kalesini bir süre göstermişti.

Kimya Yüksek Mühendisi Gülnihal Yelken ile Başkenti konuşurken, Ankara Kalesi eteklerini ve birbirinden güzel butik satış kulübe ve mekanları ‘Bal Mahmut’ gibi ballandırarak anlatırken, aklıma bu ‘Kaleyi göster!’ komutu aklıma geldi.

Biraz olsun, gülelim istedim…

Böyle iş kazaları oluyor…

Ben kendi başımdan geçen bir olayı da paylaşayım..

 

*- İLK ADIMLAR

 

Rahmetli Orhan Şeref Apak, futbolu, profesyonelliği Türkiye’ye yayan ya da yaymaya çalışan bir federasyon başkanı idi…

Amatür kulüplerin de, il ve ilçe kulüplerinin de yollarını açmıştı.

Lig sınıflara bölünmüştü:

Şimdiki ‘Süper lig’ yerine, ‘Birinci Lig’, sonra ikinci ve üçüncü ligler…

Bu arada Gençlik ve Spor Bakanlığı da, futbolun dışında diğer spor dallarının, o zamanki 21 federasyonun en azında dördünün kulüpler tarafından lisanslı sporcuların bulunacağı spor şubeleri kurmaları kanunlaştı.

Örneğin;

Bir Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray kulüpleri de bu yasaya uymak zorunda idi, yoksa kapatılacaklardı.

Şikayetler, ‘Bu masrafın altından kalkamayız!’ şeklinde başlıyordu.

İşte o dönemde, birçok ünlü futbolcu, hatta şu an televizyonda futbol yorumcusu olan Rıdvan’ın da oynadığı Muğlaspor ile söyleşi yapmaya gitmiştim.

 

*- MUGLA BENİ BEKLİYORDU

 

Önceden kulüp yöneticilerinin bilgisi olduğundan, kentte anons yapılmış, futbolcular toplanmış, seyirciler gelmişler, stadı doldurmuşlardı.

Çalışmalarını çektim…

Poster için poz verdirdim,

Tribünlerde taraftarların görüntülerini aldım…

Aracımıza bindik geri dönerken, soğuk terler döktüm…

Praktica marka fotoğraf makinamım içindeki filmi çıkarmak için makarayı sarmak istediğimde boşa döndü…

Meğer film koymayı unutmuşum…

Ne yapacaktım?

Kesin kovulurdum…

Şoför Şerife, ‘Hemen geri dön!’ dedim…

Kalabalık dağılıyordu…

Futbolcuların önemli kısmı soyunmuştu…

‘Arkadaşlar, gazeteden haber geldi.. Renkli poz isteniyor. Ben siyah- beyaz çekmiştim…’ diyerek, tekrar yapılanları tekrarlattım…

O günlerde, ilk kez bazı gazeteler ‘renkli’ sayfalara, Web Ofsete geçmişlerdi.

Renkli poster ya da sayfalar bir ayrıcalık gibiydi…

Sorunu böyle çözmüş ve İzmir’e içim rahat olarak dönmüştüm…

Yani Şemsettin Ağebey’in boş bir anında mı ‘Kaleyi çek!’ komutu geldiğinde gol atılan kale yerine Ankara Kalesini çektiği gibi, ben de içinde film olmayan fotoğraf makinası ile sözde çekimler yapmış, zamanımın önemli kısmını boşa harcamıştım…

 

*- SIĞINMACI KRİZİ

Sığınmacı krizi New York halkını vurdu .

New York’a maliyeti milyar dolarla ifade edilen sığınmacılara karşın yeterli federal yardım alamayan belediye yönetimi, bütçe kesintisine gitme kararı aldı

New York Belediye Başkanı Eric Adams, belediye binasında yapılan halk toplantısında, kente akın eden düzensiz göçmen krizine vurgu yapmıştı.

New York şehrinin her ay 10 binden fazla göçmen aldığına dikkati çeken Adams, "Hayatımda hiçbir zaman sonunu göremediğim bir sorun yaşamadım. Bunun bir sonunu görmüyorum. Bu sorun New York şehrini yok edecek." dedi.

Latin Amerikalı göçmenlerin, ailelerine gönderdikleri paranın bu yıl 155 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaşması bekleniyor. Bölgeye gönderilen gurbetçi parasının yüzde 60’ı, 23 milyon Latin Amerikalıya ev sahipliği yapan ABD’den…

 

Yaşar EYİCE

0532 781 95 18

 

E-Posta: yasar.eyice@gmail.com

Twitter: @Yeyicee

Facebook:  yasar.eyice.311

 

 

 YAŞAR EYİCE

 

*- ‘KALEYİ GÖSTER, KALEYİ!’

 

Şemsettin Ağabey TRT’nin ilk şef kameramanlarından…

Başkent’te sanat okulunda okurken kursa katılmış ve TRT’nin bünyesine katılmış.

O zamanları anımsıyorum.

PTT’de Genel Müdür Yardımcısı, Y.Bilgisayar Mühendisi Ergun Orçun idi…

Amerika’da tahsil gören, İzmir Bornovalı Ergun Orçun ağabey, aynı zamanda NATO’da ve Türkiye’nin teknik heyetlerine başkanlık yapıyordu.

Daha televizyon yayınları başlamadan, nasıl Mustafa Kemal Atatürk yurdu demir ağlarla örmüşse, Ergun Bey de, onun izinde Türkiye’yi data ağları ile örmüştü.

Kendisiyle Başkentte görüştüğümde, ‘İstenildiği an Türkiye televizyon yayınlarına başlar!’ demişti.

Başladı da…

Ama siyah- beyaz idi görüntüler…

Yine bir gün sormuştum, ‘Renkli Yunan kanallarını Ege Sahil kentleri izliyor. Biz ne zaman renkliye geçeceğiz?’ diye…

‘İstenildiği an!’ demişti…

Bu konuda uzun bilgi vermişti…

Demek ki, yaklaşık 50 yıl geride kalmış…

Bir gün 1968’de İTÜ’nün istanbul’da başlattığı televizyon yayınlarından başlar, TRT’inin haftanın üç gün, belli saatlerde banttan yaptığı yayınları ve yurt dışından yayın yapan ilk özel televizyonumuz Magic Box’a kadar olan süreci anlatırım.

İşte ilk kameramanlarımızdan Şemsettin Ağabey, Ankara 19 Mayıs Stadyumunda yapılan Fenerbahçe- Ankaragücü maçında görevli iken, Başkent takımı ilk golü atar.

Yönetmen, telsiz kulaklık ile ‘Kaleyi göster!... Kaleyi göster!...’ komutunu verir…

O da ne?

Ekranda, Fenerbahçe Kalecisi Yavuz da, ağlarla bulaşan top da yoktur…

Şef kameraman Ankara Kalesini ekrana yansıtmıştır.

Yönetmen bir yandan saçını başını yolarken, diğer yandan mikrofondan bağırmaktadır;

‘Ankara kalesini değil, Fenerbahçe kalesini… ‘ diye…

Birkaç yıl önce tavla oynarken, kendisine bu olayı anımsattım…

‘O ben değildim, Kameraman Oğuz idi!’ diyerek kendini savundu…

Ama olay gerçek…

Ha o, ha bu!

TRT naklen yayında, gol atılan kaleyi değil, Ankara Kalesini bir süre göstermişti.

Kimya Yüksek Mühendisi Gülnihal Yelken ile Başkenti konuşurken, Ankara Kalesi eteklerini ve birbirinden güzel butik satış kulübe ve mekanları ‘Bal Mahmut’ gibi ballandırarak anlatırken, aklıma bu ‘Kaleyi göster!’ komutu aklıma geldi.

Biraz olsun, gülelim istedim…

Böyle iş kazaları oluyor…

Ben kendi başımdan geçen bir olayı da paylaşayım..

 

*- İLK ADIMLAR

 

Rahmetli Orhan Şeref Apak, futbolu, profesyonelliği Türkiye’ye yayan ya da yaymaya çalışan bir federasyon başkanı idi…

Amatür kulüplerin de, il ve ilçe kulüplerinin de yollarını açmıştı.

Lig sınıflara bölünmüştü:

Şimdiki ‘Süper lig’ yerine, ‘Birinci Lig’, sonra ikinci ve üçüncü ligler…

Bu arada Gençlik ve Spor Bakanlığı da, futbolun dışında diğer spor dallarının, o zamanki 21 federasyonun en azında dördünün kulüpler tarafından lisanslı sporcuların bulunacağı spor şubeleri kurmaları kanunlaştı.

Örneğin;

Bir Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray kulüpleri de bu yasaya uymak zorunda idi, yoksa kapatılacaklardı.

Şikayetler, ‘Bu masrafın altından kalkamayız!’ şeklinde başlıyordu.

İşte o dönemde, birçok ünlü futbolcu, hatta şu an televizyonda futbol yorumcusu olan Rıdvan’ın da oynadığı Muğlaspor ile söyleşi yapmaya gitmiştim.

 

*- MUGLA BENİ BEKLİYORDU

 

Önceden kulüp yöneticilerinin bilgisi olduğundan, kentte anons yapılmış, futbolcular toplanmış, seyirciler gelmişler, stadı doldurmuşlardı.

Çalışmalarını çektim…

Poster için poz verdirdim,

Tribünlerde taraftarların görüntülerini aldım…

Aracımıza bindik geri dönerken, soğuk terler döktüm…

Praktica marka fotoğraf makinamım içindeki filmi çıkarmak için makarayı sarmak istediğimde boşa döndü…

Meğer film koymayı unutmuşum…

Ne yapacaktım?

Kesin kovulurdum…

Şoför Şerife, ‘Hemen geri dön!’ dedim…

Kalabalık dağılıyordu…

Futbolcuların önemli kısmı soyunmuştu…

‘Arkadaşlar, gazeteden haber geldi.. Renkli poz isteniyor. Ben siyah- beyaz çekmiştim…’ diyerek, tekrar yapılanları tekrarlattım…

O günlerde, ilk kez bazı gazeteler ‘renkli’ sayfalara, Web Ofsete geçmişlerdi.

Renkli poster ya da sayfalar bir ayrıcalık gibiydi…

Sorunu böyle çözmüş ve İzmir’e içim rahat olarak dönmüştüm…

Yani Şemsettin Ağebey’in boş bir anında mı ‘Kaleyi çek!’ komutu geldiğinde gol atılan kale yerine Ankara Kalesini çektiği gibi, ben de içinde film olmayan fotoğraf makinası ile sözde çekimler yapmış, zamanımın önemli kısmını boşa harcamıştım…

 

*- SIĞINMACI KRİZİ

Sığınmacı krizi New York halkını vurdu .

New York’a maliyeti milyar dolarla ifade edilen sığınmacılara karşın yeterli federal yardım alamayan belediye yönetimi, bütçe kesintisine gitme kararı aldı

New York Belediye Başkanı Eric Adams, belediye binasında yapılan halk toplantısında, kente akın eden düzensiz göçmen krizine vurgu yapmıştı.

New York şehrinin her ay 10 binden fazla göçmen aldığına dikkati çeken Adams, "Hayatımda hiçbir zaman sonunu göremediğim bir sorun yaşamadım. Bunun bir sonunu görmüyorum. Bu sorun New York şehrini yok edecek." dedi.

Latin Amerikalı göçmenlerin, ailelerine gönderdikleri paranın bu yıl 155 milyar dolarlık rekor seviyeye ulaşması bekleniyor. Bölgeye gönderilen gurbetçi parasının yüzde 60’ı, 23 milyon Latin Amerikalıya ev sahipliği yapan ABD’den…

 

 

 

  Bu yazı 518 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI