Bugun...
SON DAKİKA

Kusur ettiysem affola!!

 Tarih: 28-05-2024 09:30:00
SERVET ÇOLAK

Günaydın Can-Canlarım;
     Yine ara vermişiz dertleşmeye yahu! Neyse, nasıl olsa arayı kapatırız, Evvelallah! Bende laf çok, hele hele dinleyen de olursa!
     Evet, iki gündür çok beğendiğim yemek ustası, Şemsa Denizsel'İne taktım kafayı! Geçen akşam, menümüzde, etli lahana sarma vardı, oradan açıldı konu. Efendim bu arada Şemsa hanım, geçen gün istemeden bir tartışma başlatmış takipçileri arasında. Konu, bizim, yapraklarına hazırladığımız, kıymalı veya sadece pirinçli iç ile sararak pişirdiğimiz, lahana sarmasından yola çıkılmış, yok efendim, İstanbullular buna doğru şekliyle, 'dolma' derlermiş! Şemsa hanımın sülalesi, öyle sonradan olma İstanbullu değilmiş, taa, yedi göbektir süre gelen  bir ailenin son kuşağına mensupmuş...Ne diyelim kardeşim, Allah soyunuzu sürdürsün! Sürdürsün de bundan bize ne? Bizim konu; ''lahana sarması''!!!
     Bizler de küçükken, külliyen içi doldurularak, veya sarılarak pişirilen yemeklere dolma diye hitap ederdik, ancak sonradan lisanımız geliştikçe, sarılarak pişirilenlere, işlemden dolayı 'sarma' diye hitap eder olduk ki, doğrusunun da bu olduğunu zannediyorum. 
     Bu arada, haddim olmayarak, Semsa hanım efendinin kendi anlatımından bir kelime dikkatimi çekti, ''sanırsam'' diye adlandırmış, zannettiği bir şeyi. Türkçemizde böyle bir kelime yok!! Diliniz sürçtü herhalde, zira 7 göbek İstanbullu bir 'İstanbul hanımefendisinin, hele hele bir program sunucusunun diline pek yakışmamış efendim...
     Maksat sohbet olsun, yoksa kelimelerin bir suçu yok. Ben, ailesinin kökleri, Zonguldak-Devrek'li bir anne, Safranbolu'dan İzmir'e yerleşmiş bir ailenin bireyi babanın, evladı olarak öz be öz İzmirliyim. Biz İzmirliler, çoğumuz asilzade olmadığımız için, kaynaştığımız, kozmopolit hemşerilerimiz olan Yahudi ve Rumlardan kalma sözcükleri kullanırız, zira o adlandırmalarla büyüdük. Mesela, evdeki, elektrik santrallerini, Rumlardan kalma, ''asfalya'' diye adlandırırdık. Evdeki elektrik arızalarında ''asfalya atması'', bazen çok kızdığımız bir konudaki, gözümüzü karartan davranışlarda, eş manada dilimize pelesenk olmuştu. Daha çok vardı da, aklıma ilk düşen bu oldu. Simit'e, susamlı kıtır haliyle, nasıl 'Gevrek' diye adlandırdıysak ki, hala fırınların levhalarında bu şekilde adlandırma görülür. Aklıma gelen diğer kelime, patatesli omleti, Rumca da olduğu gibi, 'sugarto' diye biliriz. Çok sevdiğimiz Yahudi böreğini 'Boyoz'  olarak benimsediğimiz gibi...
     Neyse, laf olsun torba dolsun! Sohbet etmek için bir vesile doğdu! Ne mutlu bize! Ayrıca Şemsa Denizsel'inİ çok beğenerek izliyorum, maksadım onu aşağılamak değil, ASLA!!! Ama, ne gerek vardı eski İstanbullu, hatta yedi göbek eski bir nesil temsilcisi olarak bugünlere gelmiş bir hanımın, Egelilerin sarma ve dolma pişirme tekniklerine göre adlandırdıkları yemek isimlerine değinerek soyunu belletmeye... Bize de konuşmak, hatta çekiştirmek için vesile yarattı, her şey için kendisine teşekkür ederim, ilk olarak kadın şef olarak, geldiği yer, kendisine has pişirme tarif ve teknikleri, falan filan...Bizlere de laf lazım ya! 
     Kusur ettiysem affola!!

  Bu yazı 611 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI