Aksaray escort Ağrı escort Bitlis escort Eskil escort Ortaköy escort Diyadin escort Dogubayazıt escort Patnos escort Ahlat escort Güroymak escort
mersin mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son www.elmasajeinfantil.com
Ankara mutlu son Antalya mutlu son İzmir mutlu son Adana mutlu son Bursa mutlu son İstanbul mutlu son Mersin mutlu son Balıkesir mutlu son Çanakkale mutlu son Denizli mutlu son Diyarbakır mutlu son Hatay mutlu son Kayseri mutlu son Kocaeli mutlu son
Bugun...
SON DAKİKA

PSAKD, "Madımak katliamını unutmadık, unutturmayacağız"

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi, Pir Sultan Abdal'ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas'a giden 33 aydının 28 yıl önce yakılarak vahşice katledilmesi ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında, "Sivas Madımak katliamını unutmadık, unutturmayacağız. Sivas'ın ışığı sönmeyecek. Madımak utanç müzesi olacak" denildi.
facebook-paylas
 Tarih: 03-07-2021 11:24:05  -   Güncelleme: 03-07-2021 12:55:05

PSAKD,

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çeşme Şubesi tarafından, Çeşme çarşısı girişinde düzenlenen basın açıklamasına, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, Tunceli Pertek ilçesi Belediye Başkanı Ruhan Alan, CHP İlçe Başkanı Sait Kavasoğullar, CHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Şeniz İridere, TKP Çeşme Temsilcisi Serhat Göktogan,Emekli-Sen Çeşme Şubesi Başkanı Ayşe Kırındı ve yönetim kurulu üyeleri,, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Mehmet Bilgiç, Çeşme Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Nermin Ekinci ve yönetim kurulu üyeleri, HDP Çeşme İlçe Örgütü yönetim kurulu üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

 

PSAKD Çeşme Şubesi Başkanı Sedat Mutlu tarafından okunan basın açıklamasında, Pir Sultan Abdal'ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas'a giden 33 aydının gerici ve katil bir güruh tarafından 28 yıl önce yakılarak vahşice katledildiği belirtilerek, "Bu katliam, devlet güçlerinin göz yummaları ve ötesinde yönlendirmeleriyle, son derece planlı ve organize bir çalışmanın sonucunda gerçekleştirildi. Katliamın öncesinde gerici ve şeriatçı örgütler haftalarca nefret ve düşmanlık içeren bildiriler dağıtıp, 'kıyam' çağrılarıyla Sivas'a gelecek olan aydınlarımızı ve canlarımızı hedef gösterdiler. Sivas Belediyesi tarafından katliamdan birkaç gün önce Madımak Oteli'nin etrafına, şehrin hiçbir yerinde çalışma olmamasına rağmen, kamyonlar dolusu parke taşları bırakıldı. Dönemin Sivas Belediye Başkanı, katliam sırasında bu güruha dönük, 'Bir defa şöyle bir fatiha okuyalım. Şunların ruhuna el fatiha diyelim' ve 'Gazanız mübarek olsun' gibi provokatif ve kışkırtıcı söylemlerle ateşe benzin dökenlerden biri oldu" denildi. 

 

"Katliamı seyretmekle yetindiler"

 

Katliamdan hemen önce otelin önündeki askerlerin bölgeden ayrıldığı ve en ufak olaylarda bile yüzlerce polisle hemen müdahale eden emniyet güçlerinin ortalıkta görülmediği, göstermelik gelen birkaç polisin ise olayları seyretmekle yetindiği ifade edilen açıklamada, "Katliamın yaşandığı gün devlet yetkilileri, şeriatçı güruhun toplanmasını ve kalabalıklaşmasını saatlerce seyrettiler. Bu insanlık dışı katiller, kan ve intikam sloganlarıyla katliam için harekete geçerlerken hiçbir devlet gücü onlara müdahale etmek için bir hamlede bulunmadı. Katliamcı güruh, önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezi'ne saldırdı. Ancak orada bulunan canların direnişiyle püskürtüldüler. Gerici katil güruh nefret saçarak, gerici sloganlar ve tekbirler eşliğinde otele yönelip, güvenlik güçlerinin gözleri önünde bu barbarca katliamı gerçekleştirdiler" diye kaydedildi. 

 

"Katiller bulun(a)madı"

 

Katliamın ardından çok küçük bir grup için dava açıldığı, uzun süren yargılamalar sonunda da çoğunun ya hiç ceza almadığı ya da küçük cezalarla kurtulduğu belirtilen basın açıklamasında, "Hiçbir sağlık sorunu olmayan, katliamda başı çekenlerden biri olduğu kanıtlanan ve mahkemede hiçbir pişmanlık belirtmeyen Ahmet Turan Kılıç, tamamen haksız ve hukuksuz bir kararla affedildi. Haklarında dava açılan katillerin bir kısmı ise hiç bulun(a)madı. Daha sonra bu katillerin bazılarının Sivas'tan hiç ayrılmadan yaşamlarına devam ettikleri, hatta resmi olarak haklarında arama kararları olmasına rağmen evlendikleri, askere gittikleri, işe girip çalıştıkları, ehliyet aldıkları anlaşıldı. Bir kısmı da arama kararlarına rağmen hiçbir engelle karşılaşmadan rahatça yurtdışına çıktılar. Daha sonrasında devlet tarafından bulun(a)mayan bu katiller, zamanaşımı kararlarıyla ceza almaktan kurtuldular. Dönemin Başbakanı olan AKP Genel Başkanı ise bu karar için 'hayırlı olsun' dedi. Halen yurtdışında yaşayan katillerin iadesi için hiçbir çaba gösterilmedi. Tam tersine bu katillerin iade edilmemeleri için bilerek yanıltıcı ve yanlış bilgiler verildi. Sivas katillerinin avukatları AKP tarafından milletvekili, belediye başkanı, bakan ve hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak ödüllendirildiler" denildi. 

 

"Baskı ve sindirme politikaları bugün de aralıksız sürüyor"

 

Bugün ise AKP iktidarının sadece Alevilere değil, diğer tüm ilerici-demokrat-muhalif toplum kesimlerine karşı baskı ve sindirme politikalarını aralıksız sürdürdüğü ifade edilen açıklamada, "AKP, Gezi direnişinden beri ülkeyi süreklileştirilmiş bir Olağanüstü Hal rejimiyle yönetmeye çalışmaktadır. Çünkü AKP iktidarı, izlediği politikalarla ülkeyi uçurumun eşiğine getirmiştir. Bu yüzden artık rıza üreterek iktidarını sürdürme şansı kalmadığından dolayı ülkede ağır bir baskı rejimi kurmuştur. Bu süreçte çıkarılan KHK'larla yüzbinlerce insan hukuksuz kararlarla tutuklanmış, insanların malına, mülküne keyfi bir biçimde el konulmuştur. Bu haksızlığa boyun eğmeyip, direnen insanlar AKP iktidarının saldırgan politikalarının hedefi olmuşlardır" diye kaydedildi. 

 

"Geniş toplum kesimleri her geçen gün daha da yoksullaşmaktadır"

 

AKP'nin kurduğu yeni düzenin farklılıklara izin vermediği, çoğulcu yapıyı yok etmeye çalışan tekçi bir anlayışla hareket ettiği belirtilen açıklamada, "Belli bir yandaş kesimin zenginleştirilmesini esas alan rant ve talan politikalarından kaynaklı olarak büyüyen ekonomik kriz, işçi ve emekçiler başta olmak üzere geniş toplum kesimlerini her geçen gün daha da yoksullaştırmaktadır. İnsanlarımız yaşanan bu ekonomik krizin üstüne gelen Covid-19 salgınıyla birlikte büyük bir yoksullukla yüz yüze kalmışlardır. Dünyanın birçok ülkesi salgından olumsuz olarak etkilenen vatandaşları için büyük yardım paketleri hazırlarken, AKP iktidarı yurttaşlarımızı kaderleriyle baş başa bırakmıştır. AKP iktidarı 'lebaleb' kongreler yaparken, esnafı dükkanlarını virüs gerekçesiyle açmalarına izin verilmemiştir. Bu süreçte birçok yurttaşımız iflas etmiş, açlıkla yüz yüze gelmiş ve sefalet koşullarına mahkum edilmiştir" diye ifade edildi. 

 

"Pandemi fırsatçılığıyla insanlarımızın yaşam tarzına müdahale ediliyor"

 

Yurttaşlara yardım için kullanılması gereken kamu kaynaklarının bir avuç yandaşın çıkarı doğrultusunda kullanıldığı kaydedilen açıklamada, "İktidarın etrafına kümelenen ve ülke kaynaklarını sömüren rant çetelerinin kendi içlerindeki kavgaları bütün dünyanın önünde ortalığa saçılmıştır. İktidarın mafya ve rant çeteleri ile olan ve devletin en üst kademelerine kadar ulaşan kirli ilişkilerin ifşa edilmesi, ülkenin içine düştüğü karanlığı ve yozlaşmışlığı net bir şekilde göstermektedir. Halkın yaşadığı ağır kriz için hiçbir çözümü olmayan, kirli ve yoz ilişkileri her gün ortalığa saçılan mevcut siyasal iktidar, halk desteğini hızla yitirdiği için tehditle ve baskıyla toplumu sindirerek egemenliğini devam ettirmeye çalışmaktadır. Toplumsal ve siyasal yaşamın gericileştirilmesi süreci AKP iktidarı eliyle hızla devam ediyor. Pandemi fırsatçılığıyla insanlarımızın yaşam tarzına müdahale ediliyor. İçki satışları, kanuni hiçbir dayanak olmamasına rağmen fiili güç kullanılarak yasaklanıyor. Milyonlarca insanın ekmek kazandığı müzik sektörünü çökertmek için sistematik bir çaba gösteriliyor. Müzik, bar ve lokanta sektöründe çalışan yüzlerce insanımız, iktidarın bu baskıcı politikalarından kaynaklı olarak, çaresiz kalarak intihar ettiler" denildi. 

 

"AKP iktidarı, kadının özgürleşmesine karşı aleni tavır içinde"

 

AKP iktidarının kadının özgürleşmesine karşı açık ve aleni bir tavır içinde olduğu ifade edilen açıklamada, "Buna verilecek en somut ve belirgin örneklerden biri de, kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, 'Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi' olan sözleşmeden çekilmiştir. Bu, hayatın birçok alanında şiddete ve haksızlığa maruz kalan kadınların daha da savunmasız kalmaları anlamına geliyor. Ama biz Aleviler, biz demokratlar, biz laikler, biz devrimciler, biz yurtseverler sala karanlığa teslim olmayacağız. 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak katliamı, özünde sadece Alevilere karşı değil, ezilen, ötekileştirilen, yok sayılan tüm toplumsal kesimlere karşı aydınlığı, zulme karşı adaleti, zorbalığa karşı özgürlüğü savunmak için alanlara çağırıyoruz" diye kaydedildi. 

  Bu haber 267 defa okunmuştur.

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER GÜNDEM Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI