Bugun...
SON DAKİKA

Hayaller, güzel arzuların sonu yoktur

 Tarih: 22-04-2024 08:43:00
SERVET ÇOLAK

Günaydın Can-Canlarım;
     ARTHUR SCHOPENHAUER, ''Yaşam Bilgeliği üzerine AFORİZMALAR'' Bu adlı kitabının kapağına, öyle güzel bir söz basmışlar ki, gözü takılıp, merak etmemek imkansız...ama gel gör ki, öyle ağır bir üslup hakim ki, tahmin ettiğim gibi koşarak ilerlemek neredeyse imkansız!
**Görüş, etki ve temas alanımız ne kadar darsa, o kadar mutluyuzdur. Bunlar ne kadar genişse, o kadar ıstırap çeker, ürkeriz. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, arzular ve korkular da çoğalır ve büyür. Bu yüzden körler bile bize ilk bakışta göründüğü kadar mutsuz değildir...** Kapak yazısı bu! Ya, arka kapak??? Genelde, içeriği paylaşır ya sizinle, siz de hah işte dersiniz, sevdiğiniz, ilgilendiğiniz bir konuysa. Başka söze gerek yoktur adeta, cazip gelir anında...ama gel gör ki, mevzuat o kadar ağır ki, gündemimizin ağırlığı bu artı yükü kaldıramıyor gibi...okuldan mezun olalı, 61 yıl olmuş, felsefe finaline çalışır gibi hissediyorum kendimi, yahu ya sınıfta kalırsam endişesiyle!!! Ama yine de yavaş yavaş ders kitabı gibi okumaya çalışıyorum, birer sayfa...
***İnsanlar için kıskançlık doğaldır: Yine de kıskançlık, hem bir ayıp hem de mutsuzluktur. Bu yüzden onu mutluluğumuzun düşmanı olarak görmeli ve kötü bir şeytan olarak boğmaya çalışmalıyız. SENECA da bunun için bize şu güzel sözlerle kılavuzluk eder. ''Sahip olduklarımızı karşılaştırmadan tadını çıkarmalıyız. Başka birinin bizden daha şanslı olduğundan tasalanırsak asla mutlu olamayız. Sizden önde birçoklarını görürseniz, bir de arkadakilerini düşünün.''
Öyleyse bizden daha iyi durumda gibi görünenlerden çok daha kötü durumda olanlara sık sık bakmalıyız. Ortaya çıkan gerçek, fenalıklarda bile, kıskançlıkla aynı kaynaktan çıkan en etkili teselliyi, bizimkilerden daha büyük acılara bakmak, bir de bunun yanında, bizimle aynı durumda bulunanlarla, kader yoldaşlarımızla  arkadaşlık etmek getirecektir.***
 
     Doğru söze ne denir??? Alkışlarla benimsemek gerekir değil mi?? Oysa ne kadar garip birer eşrefi mahlukatız?! Dışarıya akseden şaşaa ve parıltı gözlerimizi o kadar boyar ki, o evlerin içindeki parıltıyı da öyle sanırız. Aklımıza gelmez dertli yaşam veya sebep olan çarpıklıklar, rahatsızlıklar, uygunsuzluklar...hayat onlara çok güzel gibi görünür ilk bakışta, oysa ki iç dünyalarına eriştiğimiz zaman, üzerlerindeki pırıltılar dökülüp de gerçek, kabul edilemez gerçek ortaya çıkınca, yakınlarda bir tahta bulup elimizle iki kere çakıp, kulağımızı çekeriz, Allah vermesin diye...O zaman anlarız, sahip olduklarımız, imrendiklerimiz kadar olmasa da huzur ve mutluluğumuzu sağlıklı bir şekilde sürdürme imkanımız olduğuna şükreder dururuz. 
     Gariptir insan oğlu yahu! İçindeki fırtınaları dindirmek için, mutluluğuna ve huzuruna kendini inandırmak için illaki de bir misal ve emsal arar etrafını çevreleyenlerin içinde...hep de kendinden çok daha müreffeh bir hayat yaşayanlara odaklanır içindeki şeytanın dürtmesiyle! İllaki de, hamdetmek için, çaldığı kapıların ardındaki buruk acıya şahit olmadan inanmak istemez kendi mutluluğuna, huzuruna...
     Hayat bu! Hayaller, güzel arzuların sonu yoktur. İçimizdeki arsız çocuk çok geç büyür, çok geç olgunlaşır. Ama bir kere kendisini keşfetti mi, mutluluğun kendi içinde olduğuna dualarla şükreder...olsun varsın! Yeter ki, anlasın, gerçeğin, yaşadıkları ve kendi öz varlığı olduğunu, ve de tartışılmaz değerini. Şayet yuvasında, sağlık ve huzur varsa, sevgi üreyip yayılıyorsa, etrafındaki pırıltılı saraylarda yaşanan, olası melanet ve huzursuzluklar, onların olsun, bir lokma bir hırka bana yeter de artarmış meğer de, ben kadrini bilememişim diyerek sahip olduklarımıza minnetle sarılalım, içimizdeki sevgiyi büyütüp dağıtalım, belki de başkalarının yaralarına da merhem olur, kim bilir.....

  Bu yazı 907 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI