Bugun...
SON DAKİKA

Söylemeseydim, kendime ihanet etmiş olurdum

 Tarih: 07-03-2024 11:50:00
SERVET ÇOLAK
Günaydın Can-Canlarım;
Yine çok güzel bir bahar sabahı...rüzgar sıfır, güneş alabildiğine ben buradayım diyor, Çeşme'mizin mutadı haricinde, sessiz, trafiksiz, sadece kuşların birbirleriyle didişmelerinin haricinde ses olmayan bir sabah...daha memleketten, eş dosttan can sıkıcı haberlerle gönlümüz daralmadan, şöyle, rahatça uzun oturup, kapalı gözle etrafı seyretmeye bayılıyorum...sadece kendi düşüncelerimin yankılarıyla bazen içimin memnuniyetten gülümsediğini hissediyorum. Bıraksalar hep böyle gün boyu kalsam...
Sözler var, kamyon yazısı gibi ardına kapılıp gidesim gelir. Aklımı kurcaladığı zaman da arayış içinde bulurum kendimi...ah bir tatbik edebilsem, en azından denesem diye. Bazen de kendime haksızlık ediyor gibi hissediyorum. Ben azami dikkati kullanıyorum gibi geliyor insan ilişkilerinde. İçimdeki pozitif enerji, çoğu zaman iyi düşünmeme yardım ediyor. Ediyor da, kendi çıkarları uğruna koca bir zümreyi hiçe sayanlara hiddetimi gemleyemiyorum, çoğumuz gibi...halbuki insanları değiştirmek mümkün olsaydı, çok kere, kendi hatalarımdan ders almayı öğrenebilirdim...ancak sıcak akan kanım bunu engelliyor, tepeme sıçrayarak...
Neyse, hayatta çok güzel sözlerin ardına takılıp gitmek de vardı! Mesela: ***İNSAN, başkasının yanlışını teraziye koymadan önce, diğer kefeye kendisini koymalı. Ne kadar doğruyum diye...***
Bazen yapamıyorum be kurban! O kadar gereksiz yerlerde 'Pollyanna' karakterine bürünmeyi becersem de, ''kör gözün parmağına'' davranışlarla irkiliyorum, ardından hem içimi, hem de ağzımı bozuyorum...kimin umuru??? İt ürür kervan yürür, boşverrr, ama boş veremiyorsun işte, hele hele memleket meselelerine dokunulduğu, gidişatın nasıl dörtnal, felakete sürüklendiğini senelerin getirdikleriyle, gün be gün kararan geleceğimizi düşündükçe...haydi ben yaştakileri bırakın, şunun şurasında daha kaç yılımız kaldı! Ama geride bırakacağımız, evlatlar, torunlar, insanlar ne olacak??? Alışkanlıklarımızın ihtiyari olanlarından vaz geçtik diyelim, ya yaşamak için gerekli unsurlar??? Huzur?? Yaşama hırsı??? Ardından bunların tamamının husule getirdiği mutluluk???
Sonradan, Fuzûli'nin en güzel sözlerinden, günümüzün aynası;
''Ey, insan! Kadere az bahane bul. Buğday ektin de, arpa mı biçtin?''
...ve Şems-i Tebriz_i devam eder; Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten ''ne yapalım kaderimiz böyle'' deyip buyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.***
Tarik ve özet bu! Kendim ettim kendim buldum dünyasıdır yaşadığımız dünya!!! 'Yapmasaydım olmazdı, söylemeseydim, kendime ihanet etmiş olurdum, saklasaydım da ortaya çıkardı bir şekilde, ve diğer savunmalar beyhude!
Bu yolu, beğenmediğin insanları, yaşama dair ne varsa, seçmeyecektin arkadaş! Bu senin seçimin! Suçlu olan sensin, vızıldanmayı bırak ta, kurtuluş çareleri ara diyeceğim de, kime....
  Bu yazı 1059 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI