Bugun...
SON DAKİKA

RUH VE KAN KAYBI VAR

 Tarih: 18-04-2024 08:26:00
YAŞAR EYİCE

*- YENİLEN PEHLİVAN!

 

AKP’nin grup toplantısında, genel başkanları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, arada kendisini hararetle destekleyenlerin tezahüratları arasında konuştu, özetle, ‘Seçimleri biz ve Cumhur ittifakımız olan MHP kazandı’ dedi.

Düşünce ve görüşü böyle!

Kazandıkları, ya da ellerinde tuttukları belediyelerin sayısını da verdi.

Ama konuşmasında şunu da belirtti;

‘Beklenen katılımın neden olmadığı araştırılıyor.

Yüksek Seçim Kurulu henüz sonuçları açıklamadı, bazı yerlerde seçimler yenilenecek…’

Aklıma şu geldi:

‘Yenilen pehlivan güreşe doymaz!’

‘Pehlivan’ diye seslendiğim, güreşçi ve güreş yazarlığı da yapan, Namık Kemal Lisesi’nden sınıf arkadaşım Okan Yüksel ile 1970’li yılların başında Aydın’ın Söke ilçesine bağlı bir köyündeki ‘Yağlı Pehlivan Güreşlerini’ takibe gitmiştik.

Okan Yüksel güreşleri yazacak, ben de görüntüleyecektim, zamanın güçlü gazetesi Demokrat İzmir’in spor sayfası için…

Amaç yeni ve meraklı okuyucuları kendi gazetemize çekmek..

Örneği de ulusal gazetelerden Tercüman’da var…

Güreş tefrikalarına başlamasıyla birlikte okuyucu sayısı rekora, 600 bin civarına ulaşmıştı.

Şu anda bile bu sayıyı ulaşan ulusal gazetelerimiz yok!

Ben güreşçilerden sadece Manisalı Yaman’ı tanıyorum…

Edirne’deki Kırkpınar Güreşlerinde aldığı birinciliklerden, şampiyonluk kupalarından…

Belli sayıdaki güreşçilerden bir kısmı gelmemiş, çeşitli nedenlerle..

Sayı eksik…

Yaman bana ve Okan Yüksel’e ‘Soyunun!’ dedi…

 

*- HEPİMİZİN GURUR KAYNAĞI

 

Belirttiğim gibi Okan serbest güreşçi ve son olarak Samsun’da üniversiteler arası turnuvada, ağır sıklette ikinci olmuştu.

‘Samsun’ ve ‘güreş’ deyince aklıma geldi.

Adaşım Yaşar Doğu, Türk güreşinin efsanevi isimlerinden biridir. Olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu olan Yaşar Doğu, Samsun’un gurur kaynağıdır.

Vefatının 63. yılında, memleketi Samsun’un Kavak ilçesinde anıldı. Yaşar Doğu’nun oğlu, Prof. Dr. Gazanfer Doğu, törende babasının en önemli mirasının dürüstlük olduğunu vurguladı.

Babası hiçbir zaman şovmenlik yapmadı ve rakiplerine her zaman saygı gösterdi.

Genç nesillere bu anlayışla şampiyon olmalarını diledi.

Herhalde bundan, çocukluk ve gençlik yıllarımda ‘Yaşar Doğu’nun bir fotoğrafı duvarımda asılıydı.

O zamanlar böyle yabancı hayranlığı pek yoktu…

 

*- FIRSATI DEĞERLENDİREMEDİ!

 

Samsun’daki turnuvada, Okan Yüksel’in rakibi Ahmet Ayık idi…

İzmir Sporcu kafilesinin Başkanı, Türkiye’nin ilk FİFA  kokartlı hakemlerinden Altaylı Hakkı Gürüz idi.

Hakkı Gürüz, ‘Bu eşleşmeye’ karşı çıktı.

Ama İzmirli Güreşçi arkadaşımız OkanYüksel için bir ‘fırsat güreşi’ olduğu için ‘itirazı kabul ettirmedi.

Ayhan Ayık’ı anımsatayım:

1968 Yaz Olimpiyatları’nda altın madalya kazandı, 1964 Yaz Olimpiyatları’nda gümüş madalya sahibi., 2 kez dünya şampiyonu oldu. (1965 ve 1967). 2 kez Avrupa şampiyonu unvanına sahip (1967 ve 1970)

Ahmet Ayık, Türkiye’nin gurur kaynağı olan bu başarılı güreşçilerden biridir.

Efendiliği ve kibarlığı, örnek sporculuğu bilenen Ahmet Ayık’ın karşısına çıkan Okan Yüksel, sinirlendirmek ve böylece kendisini yenmeyi düşünerek planladı.

Sonrasını Hakki Gürüz şöyle özetledi:

‘Ahmet Ayık, bizim Okan Yüksel’i tuttuğu gibi havalandırdı…onrası mı, gözlerini hastanede açan güreşçimizi ziyaret ettik, 15 gün tedavide bırakıp İzmir’e onsuz döndük…’

 

*-  YAĞ SUDAN UCUZDU

 

Söke Bağarası’ndaki ‘çayır güreşine’ verilen kispetleri giyip, iyice yağlandıktan sonra Okan’la çıktık.

Bu geleneksel Türk sporunda, güreşçiler vücutlarına yağ sürerek güreştikleri için bu şekilde adlandırılır. Müsabakalar genellikle bu alanda gerçekleşir ve güreşçilerin vücutlarının yağlanması nedeniyle birbirlerini tutmaları zorlaşır, bu da büyük güç ve yetenek gerektirir.

Bende Okan’a karşı ikisi de yok!

‘Şike’ teklif ettim…

‘Arap oyunu’ nu önerdim.

Altta bulunan güreşçiye sol taraftan sarma takılarak sağ kolunu geriye alma yöntemiyle sırt üstü yatırmasına ‘Arap Oyunu’ denir.

Ama güreş alanını çevreleyen binlerce meraklının önünde benimle kedinin fare ile oynaması gibi oynuyor.

Kaçacağım için vermiyor, sarma dalıyor…

Nasıl Ahmet Ayık Samsun’daki turnuvada sinirlendiyse, ben de bazı hareketlerine sinirlendim. Dişlerimi gıcırdatarak ‘Haydi bakalım!’ dedim…

Sonuçta, bizim güreşimiz gün batıncaya kadar sürdü…

Hakem de bizi ‘berabere’ ilan etti…

Sanıyorum bizim güreşimiz günlerce Aydın, Muğla ve Denizli yöresinden gelen meraklılar tarafından uzun yıllar konuşulmuştur.

 

*- NE DEDİ, NE DEDİ?

 

Şimdi sizi biraz güldüreyim…

Önce siyasilerden söz edelim;

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu şöyle demişti:

‘Anadolu’ya çıkarım, esselamu eleyküm derim, bütün Anadolu’yu ayağa kaldırırım. Kimse engel olamaz!’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan televizyonda soruları yanıtlarken şunları anlatmıştı:

‘CHP bugün herhangi bir seçime, yalnız başına girip, ‘Türkiye Genelinde Söylüyorum’ kazanır mı?

Hayal mi görüyorlar?

Böyle bir şey olur mu, ya?

Bu ancak birlikteliklerle olur!

İşte yerel seçim geliyor!

İstanbul’da, Ankara’da desinler ki,  ‘Biz kendi adayımızla çıkacağız ve kazanacağız!’

 

*- ‘KAZANIYORUZ BABA!’

 

24 Mayıs 2010 tarihinde kurulan, Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek tarafından sahip olunan ulusal bir televizyon kanalı, Beyaz TV’de Seçim sabahı, baba-oğul konuşması şöyle idi.

AKP Milletvekili oğul Osman Gökçek;

‘…Bu arada aramızda kalsın baba, ‘Kazanıyoruz!’

AKP tarafından, nedeni açıklanmayan bir nedenle, istifası istenerek, görevinden alınan Ankara Büyükşehir Belediyesi eski başkanı İ. Melih Gökçek ise gülümseyerek ve ekrana bakarak, şöyle diyor:

‘Kazanıyoruz!’

Tabii ki bu da kayıtlarda var…

Zaten kazandıklarını, nasıl kazandıklarını bir zamanlar Manisalı Bülent Arınç açıklamıştı…

 

*- REİS’E GÖRE DE KAZANDILAR

 

Murat Kurum…

Kendisini destekleyen 17 Bakan arkadaşı olan Bakan Murat Kurum….

Kendisini destekleyen ulusal bir televizyon kanalında ne demişti:

‘Biz onlar ne derse desin, onlar ne yaparsa yapsın biz kazanacağız!’

Ben de gülmüştüm şu adama;

Hakan Ural diye bir şarkıcının oğlu…

‘Çok büyük bir farkla kazanacak Murat Kurum ama çok büyük!’

‘Bundan emin misiniz?’ diye biraz da hayretle soran spikere, sözcüklerin üstüne basa basa, ‘Eminim, ben 57 yaşındayım ya!’

Bütün gün sokaktaymış bu, ‘Sonuna kadar’ yani dibine kadar ‘yandaş’ olduğunu da övünerek söylüyor…

 

*- YAAA….

 

İnanmak önemli!

İşte başı örtülü bir ‘inanmış kadınımız’ mikrofonu uzatan sokak röportajına şunları söylüyor, seçimler öncesi;

‘CHP kazansın da Türkiye batsın mı?’

Muhabir kız bu kez şöyle soruyor:

‘CHP kazansaydı ne olurdu, Türkiye’de?...’

Nine soru tamamlanmadan yanıtını vermeye başlıyor, kendi lehçesiyle:

‘Allah korusun yavrum Allah korusun!

Yel alsın ağzından!

CHP kazanır mı?

Terör yanlısı onlar; N’olur? Başımıza taş yağar taş!

Emekliler de ekemüçük yesin, azıcık kanaat etsinler!

Ak Partiliyiz, Allah’ına kadar!

CHP’ye oy verilir mi kızım, Allah korusun Allah!

Yarabbim korusun!

Yaaa!...’

 

*- GELİYOR MU, GİDİYOR MU?

Şunu da hatırlarsınız…

İstanbul’da taksicilerin, dernek başkanı kameraların ve oy verenlerin karşısında ne demişti:

‘Tekrar taksimetreleri kurun, geliyor Murat Kurum!...’

Arkadan bir ses geliyor bu arada, ‘Kah… Kah… Kah!...’

Ve ‘Ne dedi, ne dedi?’ de bir sokak röportajı daha;

Yine bir büyük anne!

Spiker soruyor:

‘Ekrem İmamoğlu mu, Murat Kurum mu?’

İki elinde küçük birer poşet, iki büklüm, eşarplı anne duruyor ve başlıyor konuşmaya:

‘Murat’ın ne işi var İstanbul’da, Ekrem İmamoğlu…

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız biz!

Tamam mı, yeter artık!

O da gitsin, anasının evine!

… Taktırıyor, taktırıyor; ben bir dişimi yaptırıp, taktıramadım.

Beş milyon para istiyorlar!’

 

*- EŞEK GİBİ ANIRACAKMIŞ!

 

Sırada bir gencimiz var…

Kambersiz düğün olur mu?

‘İmamoğlu bu seçimleri alamaz!

İmamoğlu bu seçimleri alsın, kaydedin; benim adım Ahmet Çimen, Avcılar’da beni tanırlar. İmam oğlu kazansın, eşek gibi anıracağım!...

İddia koyuyorum!...

Bu yazdıklarımın hepsinin video kayıtları da var…

Yani gerçek…

Bir gerçek daha var; Seçimleri CHP’nin adayları kazandı, hem de hiçbir anlaşma sağlanmadan…

Hani bir kadın çıktı, ‘Biz olmasaydık!’ diye tuhaf bir iddiada bulundu ya ciddiye alan çıkmadı…

Öyle ki, ‘Hadi ya!’ bile demeye tenezzül edilmedi..

 

 

 

  Bu yazı 1442 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI