Bugun...
SON DAKİKA

ÖNEMLİ AMA BAŞKA BOYUTU DA VAR

 Tarih: 11-04-2024 09:10:00
YAŞAR EYİCE

*- BAKIP GEÇME!

 

Doç. Dr. Suavi Tuncay emekli akademisyen.

Namık Kemal Lisesi’nden yetişen Kahramanlar çocuğu Şair- Akademisyen sevgili Suavi’nin son şiir kitabının önümüzdeki aylarda çıkacağını biliyorum.

Kuşadası’nda yaşayan ve harikalar yaratan ‘fotoğraf sanatçısı’ usta gazeteci Ateş Akkor’un benim görüntümün olduğu, ‘Cazibe’ adını verdiği sanat eserini beğenen 153 kişinin arasında olan Suavi Tuncay şunları döktürmüş:

‘Sana ne yazsam azdır..

O güzel dilin adeta sazdır…

Kıymetini bilmeyen olursa eğer,

Bana göre kazdır…

Selamlarımla gözlerinden öpüyorum canım arkadaşım...’

Benzer duygularla seslenen;

Gürkan Ertaç, Cihan Özvural, Güler Dost, Zeynep Yıldırım, İsmail Ertan Dağal, Sezgin Can, Bora Uçar, Murat Eştürk’e güzel temennilerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Bayram nedeniyle sayısız tebrik mesajları geliyor.

Ben de buradan herkesin bayramını kutluyorum.

Sevda Karagözoğlu Örten de, bir aylık arada suluboya çalışmalarına ağırlık verdikten sonra şunları yazmış;

‘Bir dilenci yolunu kestiyse söylenme,

Demek ki, o günkü rızkı sende!

Biri kapına gelip, verebileceğin bir şeyi isterse reddetme!

Belki dileği sende…

Dostun derdiyle dertlendiğinde; Şikâyet etme!

Demek ki o gün derman sende…

Ağlayana gülüp geçme,

Hastaya bakıp geçme,

Belki şifa sende…

Sakın ‘ben’ diye de, kendini bir şey zannetme!

İlahi plan böyle!’

 

*- BİRAZ DAHA

 

Şanlıurfa’da yaşayan, topladıklarını ihtiyaç sahipleriyle yıllardır paylaşan Murat Ayyıldız bakın ne istiyor;

‘Sevgili dostlar;

Evinizde pişirdiklerinizi, yediklerinizi- içtiklerinizi, lütfen sosyal medyada paylaşmayalım!

Olur mu?

İmkânsızlıklarından dolayı alamayan, takipçileriniz olduğunu aklınızda tutun.

Bu zor dönemde, çocuklarını istedikleri gibi yedirip içiremeyen, giydiremeyen, hiçbir ananın- babanın boğazında düğüme neden olmayalım.

Lütfen biraz daha empati!

Biraz daha hassasiyet!..’

Çok yıllar önce, el arabasıyla, hurdacılık yaparak geçimini sağlamaya çalışan Murat Ayyıldız’dan yine söz etmiş ve kendisini örnek göstermiştim, ‘gerçek hayırsever’ diye…

Elindekini ve mutfağını herkese açık tutan bir Kaya Çelikkanat’ı anımsıyorum, bir de hiç tanımadığım, karşılaşmadığım Murat Ayyıldız’ı anımsıyorum…

Medya sayesinde (!) kendilerini ‘Hayırsever!’ olarak tanıtan, gerçekte bir bardak çayı bile hiç kimseyle paylaşmayan, onun bunun sırtından geçinen, düştüğü yerden bir avuç toprak ile kalkan nice sahtekâr, menfaatçi, başkasının sırtından geçinenleri biliyorum…

İnananlar bilir;

‘Kıyamet gününde;

Fakir ve yetim çocuklara Allah şöyle soracak:

‘Kim size bir öğün yemek yedirdi, kim size su verdi?

Kim size bir elbise giydirdi?

Hadi tutun onların ellerinden, birlikte Cennet’e girin!’

 

*- HATA MI YAPTI?

 

‘Bir annenin pişmanlığını’ biliyordum, önceki yıllardan…

Şimdi de, ‘Neden kitap yazmıyorsun?’ diye kaç kez öneride bulunduğumu unuttuğum, ‘Selanik’ten Gelen Tatlar’dan tanıdığım, gurme Nadide Apaydın Akbulut da bakın, ders alınacak bir anlatımını paylaşıyorum.

‘Çok küçüktü, büyüklerin ellerini öptüğünde haliyle para da veriyorlardı. Okula gitmeden okumayı da para saymayı da biliyordu.

Aldığı paraları bana veriyordu ama saya saya...

‘Anne 5 lira oldu, anne 10 lira oldu!’ gibi...

Hiç de unutmazdı parasını.

Hani derler ya, olacak çocuk, kızım da önce fen lisesi sonra fen fakültesi okudu.

Sayısal zeka başka bir şey.

Ve de ‘matematikle müzik kardeştir!’ demişlerdi bir zamanlar.

O da doğruymuş.

Sesi mezzosoprano, soprano olarak da kullanabiliyor.

Bunu ben demedim müzik hocaları söyledi.

Benim hayatta çok az pişmanlığım vardır, biri de kızıma karşı.

Lise son sınıfta ‘ben müzik okuyacağım!' dedi.

‘Kızım’ dedim, ‘Madem müzik okumak istiyordun, neden fen lisesinde canın çıktı, düz lise okusaydın?’

Sonra da, ‘Müziği hobi olarak düşün elinde bir mesleğin olsun’ dedim. İstatistik okudu.

İstatistiği de kendi seçti, sadece iki seçenekle sınava girdi, istatistik ve matematik.

İnanın çok pişmanım!

Keşke kızımı daha derin dinleseydim ve istediği okulda okusaydı.

Evet sayısal zekası çok iyi, IQ testleri de çok iyi idi ama o konservatuar istemişti.

Bayrama bir gün kala aklıma geldi.

Hala içim yanar;

Ben hata mı yaptım?’

Nadide Hanıma ‘kestirip atacak’ kısa bir yanıt vermem imkânsız…

Belki de o günün şartlarında ve düşüncelerinde doğrusu buydu!...

Ama;

Ben dahil binlerce takipçisi olan Nadide Hanım’a, Melek Kırgız ‘Aynı pişmanlık bende de var!’ ve Yonca Aksoy da ‘Maalesef ben de!’ diyerek pişmanlıklarını uzunca anlatmışlar…

Okuyucularım anımsayacaktır;

Nadide Apaydın Akbulut hanımın bir yeğeni genç ressam, bir kuzeni de erkeklerle mücadele edip, kupalar kazanan motokrosçu…

Onlarla ilgili ‘yarım yamalak’ da olsa bazı bilgileri paylaşmış, sizlerle tanıştırmaya çalışmıştım…

Yolları, önleri tüm gençlerimiz gibi onların da açık olsun…

Bu bölümü de, ‘sevgi ve dostluk’ kokan bir şiirle kapatayım:

‘KAVGAYI; bir yaprağın üzerine yazmak isterdim,

Sonbahar gelsin yapraklar dökülsün, diye…

ÖFKEYİ; Bir bulutun üzerine yazmak isterdim,

Yağmur yağsın, bulut yok olsun, diye…

NEFRETİ; karların üzerine yazmak isterdim,

Güneş açsın, karlar erisin, diye…

…Ve DOSTLUĞU, SEVGİYİ;

Yeni doğmuş tüm bebeklerin, yüreğine yazmak isterdim,

Onlarla birlikte büyüsün, bütün dünyayı sarsın diye…’

İlhan Bolca ise şöyle diyor:

‘Biz kimseyi yarı yolda bırakmadık;

Herkes menfaatinin bittiği durakta indi!’

Bir ilave daha yapayım;

‘Bak Mathilda’ ya da ‘Reyhan Hanım;

‘‘İnsanlar için gözlerini feda etsen, ‘Zaten Kördü!’ derler!”

Günümüzde kural basit:

‘Sevildiğin kadar sev,

Sayıldığın kadar say,

Değer gördüğün kadar değer ver,

Üzüldüğün kadar, uzaklaş!’

Tamam mı?

Bu kısmı da, Yusuf Akın’ın şu düşüncesiyle kapatıyorum:

‘Fecebook takipçi sayım; 4970!...

Beğeni sayısı; 300’ü geçmiyor!...

Fecebook tarafından, yeniden sayım istiyorum!’

Gel de gülme, şaşırma!

 

*- YAŞAMDAN KAÇAN DA VAR…

 

Şair ne demiş?

‘Bir evimiz olsun, denize yakın!

Bahçesinde kırmızı güller açmalı,

Deniz görünmeli, her penceresinden,

Martı çığlığından, dalga sesinden,

Uyku girmemeli, gözlerimize!..’

Amma öğrendim ki, Zehra Ayfer, Şair’i dinlememiş ve bu evini bırakıp, kapısını kilitleyip, uzaklara kaçmış…

Herhalde uyumak onun için daha yararlı ve faydalı…

Kimisine öyle, kimisine böyle işte…

Denizden, yaşamdan kaçan da var…

Demek ki, zaman insanları ve görüşlerini de değiştiriyor…

Bakın çevrenize görün!...

*-

 

 

 

  Bu yazı 973 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI