Bugun...
SON DAKİKA

KIRMIZI HALIDA DEĞİL, KOLKOLA HEP BERABER YÜRÜYELİM

 Tarih: 14-04-2024 08:55:00
YAŞAR EYİCE

*- CENNET, ‘CEMAL’İN MEKANI OLSUN!

 

‘Büyük’ bir gazeteci, televizyon program yapımcısı, kameraman, foto muhabiri, spiker, yazar, yorulmak bilmeyen gerçek emekçi, can dost gerçek usta, dürüst insan Cemal Bilge, iki aydır ‘misafir’ kaldığı Fethiye’de kalp krizi sonucu vefat etti.

Haberi ‘Şeker Bayramı’nın gecesi İzmirli Hafize Sönmez’den öğrendim.

Hafize Hanım da, Gazeteci Muammer Yaşar’ın yaptığı açıklamayı kabul etmiyordu.

İkimizin de, birçok okuyucusu tarafından sevilen, ‘çalışkan’ sözünün hafif kaldığı gerçek bir ‘kalemşordu’ Cemal Bilge…

Acı ve kötü haber tez ulaşırmış…

Ben de telefonumu elimden bıraktım, bilgisayarımı da ’24 saatliğine’ kapatma kararı aldım…

‘Kötü şaka’ olarak kabul ettiğim, inanmak istemediğim bu haberi duymak ve doğrultmak istemediğim için…

Bu sırada can kardeşim olarak kabul ettiğim Aynur Can da arıyordu…

Telefonu kapatmak için elime aldığımdan ‘Bayram tebriği’ için bile açmak istemedim, o kadar fena oldum…

Hiçbir zaman kullanmadığım ve beğenmediğim, birçok kişiye yakıştıramadığın ‘duayen’ sözcüğünü kullanabilirim Cemal Bilge için…

Birkaç gün önce ‘İzmir’ ile ilgili güzel sözlerini, yürekten gelerek yazdığı birkaç gazete ve internet sitesinde yayımlanan makalesini paylaşmıştım.

 

*- İYİ KALPLİ, SAĞLAM DOST

 

Ruhan Yalçın, ‘Mekanın cennet olsun güzel insan, iyi kalpli ve sağlam bir dost idi. İstanbul’da ustamızdı. Çok üzgünüm. Yattığın yer incitmesin be Cemal ağabeyim. Yakınlarına ve sevenlerine sabırlar diliyorum…’ diyor.

Metin Yener, ‘Yapma be kardeşim... Bayramı ne yazık ki; acılı karşıladık. Beni her konuda motive eden sevgili dostum, kardeşim Cemal Bilge'yi kaybettik. Allah taksiratını affetsin.’ diyerek duygusunu anlatmış.

Bir başka meslaktaşım duygularını şöyle özetlemiş:

‘Mekanın cennet olsun güzel insan, iyi kalpli ve sağlam bir dost idi. İstanbul’da ustamızdı. Çok üzgünüm. Yattığın yer incitmesin be Cemal ağabeyim. Yakınlarına ve sevenlerine sabırlar diliyorum…’

Şubat ayındaki yaş gününde şunları yazmıştım:

‘Değerli Arkadaşım, meslektaşım, gerçek dostum, yerinde duramayan sürekli üreten Cemal Bilge:

Bu kısa Şubat ayında, büyük hayallerinin yerine gelirken, sana, ailene, yakınlarına, güzellikler, mutluluk, huzur, keyif, bereket, saadet, tatlı heyecanlar, taze başlangıçlar getirsin, her şey gönlünce olsun.

Yaş gününü yürekten kutluyor, nicelerine sevdiklerinle birlikte diyorum.

Bundan böyle de, ayağına taş, gözlerine yaş değmesin. 

Her türlü kötülükten, beladan uzak, günlerin aydınlık ve bereketli olsun.

Doğum günün kutlu, her günün mutlu, yarınlarınız umutlu olsun.

Nice mutlu, huzurlu, aydınlık yeni yüzyıllara Cumhuriyetimizle birlikte…

Mutluluk düşlediğin gibi, sevgi özlediğin gibi, yarınlar hayal ettiğin gibi olsun…

Sevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, ne isterseniz alabileceğiniz, neyin cevabını ararsanız bulabileceğiniz ve hayatınızdaki tüm boşlukları doldurabileceğiniz mükemmel bir yeni yaş geçirmeniz dileğiyle masalımsı yarınlar sizin olsun…

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür dostum, iyi ki varsınız, iyi ki sizi tanıyorum…

Aydınlık günlerde sevenlerin ve sevdiklerinle birlikte türküler, şarkılar söyleyerek, dans ederek, birbirimizi severek, hoşgörü içerisinde 2024’ü geçirmemiz en büyük dileklerinden biri olarak gerçekleşir umuduyla sizi selamlıyorum.’

 

*- ‘GÜLE GÜLE’ CEMAL AĞABEY!

 

‘Güle Güle Cemal Abi!’ diyen Habib Babar 11 Nisan, 2024, Perşembe günü saat 12:51’de şunları yazmış;

‘Yıllarını gazetecilik mesleğine adamıştı.

İşine aşık kalemi güçlü biriydi Cemal Bilge’nin…

Gazetecilik hayatı boyunca çok başarılı haberlere imza attı.

Vefanın ne olduğunu öğretti insanlara…

Sanatçıların, meslektaşlarının ve dostlarının yanında oldu hep…

Cemal Abi’de yok yoktu;

İyi bir müzisyendi aynı zamanda… Bazı enstrümanlar çalıyor ve okuduğu şarkılara hayat veriyordu adeta…

Daha bir gün önce konuşmuştum kendisiyle şu sıralar hazırlık aşamasında olan (habercaddesitv.com) da birlikte çalışacaktık kendisiyle…

O güçlü kalemiyle haber merkezini hayata geçirecekti…

Sağlık sorunları nedeniyle Tekirdağ’da hastane ile çalıştığı televizyon arasında mekik dokuyordu adeta…

Sonunda ayrıldı kanaldan ve ne yazık ki işsiz kaldı.

Vefalı yüreğin yanında kimse olmadı, vefasızlık gördü onca iyiliklerinin karşısında…

Soluğu Fethiye’de gazeteci kardeşim Muammer Yaşar’ın yanında aldı. Muammer kardeşim açtı ona evinin kapısını ve son 2 aydır orada kalıyordu.

Muammer Yaşar vefasını fazlasıyla gösterdi Cemal abiye…

Bir evlat gibi sahiplendi ona.

Ne yazık ki dün yine çok sevdiği ‘oğlum’ dediği Muammer Yaşar’ın evinde veda etti hayata…

Son yolculuğunda kimse yoktu yanında.

Cenazesi Muammer Yaşar tarafından verildi toprağa…

Cemal abi sessiz, sedasız göçtü gitti bu hayattan…

Bir birinden güzel yazılarıyla (habercaddesi.com)a renk katan keskin kalem, güzel yürek Cemal abiye Rabbimden rahmet diliyorum.

Nurlar içinde uyu güzel insan…

Senin o tatlı muhabbetini, güzel kalbini hiç unutmayacağız…’

 

*- ‘GÖZÜNÜZ KÖR OLSUN’ EMİ, NANKÖRLER…

 

Bence, Cemal Bilge’nin şahsında, onlarca gazetecinin, mühendisin, okumuşun, iş bekleyenlerin, gariplerin durumu özetlenmiş, Türkiye’nin acı gerçeği dile getirilmiş…

‘Sen büyüksün!’ diyenler, siyasiler, sanatçılar, yöneticiler, başkanlar acaba neredeler, onlar da benim gibi kulaklarını mı tıkadılar, gerçekler karşısında…

Cemal Bilge’yi sonsuzluğa gönderdiğimiz şu günde, bir meslektaşımın yazdıklarını okuyunca ve sizinle paylaşınca aklıma ‘Bir Garip Ölmüş Diyeler…’ dizesi geldi.

Bu dizeler, ünlü Türk şairi Yunus Emre'ye ait.

Bu şiirde insanın fani bir varlık olduğu ve hayatın geçici olduğu vurgulanır.

İşte bu güzel şiirin bazı bölümleri:

‘Acep şu yerde var m’ola?

Şöyle garip bencileyin.

Bağrı başlı, gözü yaşlı,

Şöyle gârip bencileyin…’

Bu dize, insanın doğarken de ölürken de yalnız olduğunu ve son nefesini garip bir şekilde vereceğini anlatır.

Yunus Emre, bu dizelerde kendi garipliğini ifade ederken, aynı zamanda tüm insanların bu geçici dünyada birer garip olduğunu da hatırlatır.

‘Bir garip ölmüş diyeler,

Üç günden sonra duyalar,

Soğuk su ile yuyalar,

Şöyle gârip bencileyin…’

Bu dize ise ölümün kaçınılmaz olduğunu ve insanın sonunda soğuk su ile yıkanacağını ifade eder.

Her birimiz, bu dünyada bir garip olarak yaşıyoruz ve sonunda hepimiz aynı yolu yürüyeceğiz….’

Sanki 750 yıl kadar önce Türkçe’nin şevkine ve şuuruna erişen Yunus Emre, yine kendisi gibi Öz Türkçe’yi çok iyi kullanan, şarkılar yazan, enstrümanları çok iyi kullanan Cemal Bilge’nin sessiz sedasız bu dünyadan ayrılacağını düşünerek mi kaleme almıştı?

Bir yanda paraya, servete doyan ciğeri beş para etmeyen, kalemi de Cemal Bilge’nin yüzde biri bile olmayanlar, diğer yanda ise Cemal Bilge gibiler…

 

*- UZAKTAN DA OLSA…

 

Uyku, dinlenme, eğlence nedir bilmeyen…

Sadece ve sadece doğruların peşinde koşan, belki de gününü sade bir gevrek ile geçiren ama sırtından kamerasını, elinden fotoğraf makinasını düşürmeyen, son yıllarda, hiç karşılaşmadığımız halde, sadece birbirimizi yazılarımızdan tanıdığımız Cemal Bilge için yazacağım çok şey var…

Sanki yıllarca birlikte çalışmış, birlikte koşmuş, birlikte hainlerle, kötülerle, sahtekârlarla mücadele etmiş gibiydik.

Vefat haberini öğrendiğim Hafize Sönmez’e de söylemiş;

‘Yaşar ağbinin yazılarını mutlaka oku!’ diye…

Zaten bir iki yazısında açık ve net yazmıştı:

‘Çocukluğumdan bu yana, tüm meslek yaşamımıda da hep hayran olduğum Hasan Pulur’un yazılarının tiryakisiydim. Aynı tadı çok yıllar sonra İzmir’de Çeşme’de kaldığım beş yıl içinde Gazeteci büyüğüm Yaşar Eyice’nin yazılarında buldum… Hiçbir yazısını kaçırmadım, dikkatli okudum ve okuyorum…’

Ne diyeceğimi bilemiyorum?

Şansıma ve talihime kızıyorum;

‘Neden bir gün bile karşılaşmadık, elini sıkmadım…’ diye…

Bunu da yazmıştım;

Sonra bana şu açıklamayı gönderdi:

‘Ağabey sen anımsamıyorsun ama ben İzmir’de bir kadın meslektaşım Şadimen Hanımla göreve giderken, Konak Meydanı’nda tam saat kulesinin orada karşılaşmış ve seninle tanışmıştık…’diye…

Sonra zihnimi zorladım ve hatırladığımı kendisine yazdım…

Ehh be kardeşim, usta bir o kadar da talihsiz, şanssız, sırtından bıçaklanan, vefa görmeyen, parayı pulu elinin arkası ile atan Cemal Bilge nurlarda yat eyi mi?

Kibar, İstanbul efendisi, kalemini ve kamerasını adeta konuşturan gerçek gazeteci, ustaların ustası Cemal Bilge;

Cennet mekanın olsun…

 

 

 

 

  Bu yazı 1340 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI